
2024-11-23
TBC’nin Bülteni, Yaz 2024
Modern ekonomik yaşam, maksimum düzeyde entegrasyon gerektirmektedir. Eskiden bir çift ayakkabının dikilmesi tek bir hane tarafından gerçekleştirilirken, günümüzde modern ayakkabı üretimi 72 üretim işleminden oluşabilir ve bu süreçte birçok ülkenin üreticileri yer alabilir. Gıda ürünlerinin sofranıza ulaşmadan önce ortalama 2.500 km yol kat ettiği bilinmektedir. Dolayısıyla günümüz dünyasında güçlü ticari rüzgârlar esmekte ve her akıllı girişimci, küresel pazarlara ulaşabilmek için kendi ürününü özel olarak oluşturulmuş bir rüzgâr koruma kuşağına dönüştürmektedir.
Konuyu açıklığa kavuşturmak için Hollanda’daki bir çiftçinin üretim düzenini ele alalım. Çin’de üretilen ve çiftçinin domates serasında üretim amacıyla kullandığı, içinde malçlama materyali (humus) bulunan özel kasetler; Rusya-Belarus-Polonya-Almanya-Hollanda demiryolları üzerinden Rotterdam Limanı’na ulaştırılarak çiftçilere teslim edilmektedir. Hollanda’da yüksek teknolojili seralarda, 50 cent değerindeki tek bir domates tohumundan 68 kg ürün elde edilmektedir; çünkü domates bitkisi 18 metreye kadar büyümektedir. Hollandalı çiftçi, ürettiği ürünleri de gelişmiş demiryolları, limanlar ve lojistik terminaller aracılığıyla dünyaya ulaştırmakta ve bu şekilde küresel ticarete kendi katkısını sağlamaktadır.
Montpellier Yüksek Ziraat Okulu’ndan mezun olan ve 1894-1896 yılları arasında Tiflis’te Transkafkasya Demiryolları İdaresi’nde görev yapan Simon Kvariani şöyle demektedir: “Çökmüş ekonomimizi nasıl yeniden canlandırabilir ve yüksek bir tarım kültürü oluşturabiliriz? Cevap kolaydır: Avrupa’nın deneyimi ve Avrupa’nın ziraat bilimiyle. Tarımsal üretimin dört faktörü vardır: toprak, emek, para ve bilgi.” Simon Kvariani’den tesadüfen söz etmedik. Avrupa’da tarım-sanayisinin lojistik zinciri doğrudan demiryoluyla bağlantılıdır.
Hollanda’daki ortalama arazi mülkiyetine baktığımızda, bu rakam 27 hektara ulaşmaktadır; yani Hollanda’da ortalama bir çiftçi mülkiyetinde bu kadar tarım arazisine sahiptir. İsveç’te bu rakam 45 ha, Letonya’da 23 ha, İsviçre’de 18 ha iken Gürcistan’da 2 hektarı geçmemektedir. Sorun ilk bakışta göründüğünden çok daha derindir. Gürcü bir çiftçinin toplam 2 hektarlık tarım arazisi, teknolojik, lojistik ve mali açıdan uygun olmayan şekilde 9 farklı yerde bulunabilmektedir. Bütün bunlar ürünün maliyetini artırmakta ve fiyatlandırmada rekabet gücünü sınırlamaktadır.
Parçalanmış tarım arazileri sorununa ek olarak tarım-sanayisi, çiftçilere “çapraz ürün yetiştiriciliği” olarak adlandırılan başka bir gereklilik daha getirmektedir. Agronomik olarak, örneğin fasulyenin yanında soğan veya patatesin yanında domates yetiştirilmesinin uygun olmadığı belirlenmiştir. Böyle durumlarda zararlı ve hastalıklar kolayca yayılabilecek uygun bir ortam bulmaktadır. Buna bağlı olarak kimyasal ilaç kullanımına olan ihtiyaç ve maliyetler artmakta, bu da tarım işletmesinin nihai kârını etkilemektedir. Bunun yanı sıra, çapraz ürün yetiştiriciliğine ilişkin gerekliliklerin göz ardı edilmesi toprak ve su kalitesini de etkilemekte, bunun sonucunda işletmenin uzun vadeli sürdürülebilirliği korunamamaktadır. Bu durumda küçük arazilere bölünmüş işletmeler, birbirleriyle koordinasyon sağlamadan belirli ürünlerin üretimine devam etmektedir.
Bir diğer önemli iki zorluk ise doğal ve iklim koşulları dikkate alınarak üretim uzmanlaşma bölgelerinin bilinmesi ve dijital tarım-sanayisinin uygulanmasıdır. Gürcistan’da 11 üretim uzmanlaşma bölgesi ve 3 alt bölge belirlenmiştir. Bunların gerekliliklerinin dikkate alınmaması, ulusal gıda sepetinin etkin bir şekilde oluşturulmasını engellemektedir. Peki bununla ne kastedilmektedir? Mitrofanе Lagidze, kendi oluşturduğu markanın üretiminde konsantre hazırlamak için Borjomi Vadisi’nde yetiştirilen meyveleri kullanmıştır. Uzmanlaşma bölgesinin gerekliliklerine uyulması tam olarak bunu ifade etmektedir. Aslında Gürcistan’ın toprak haritası şu şekilde görünmektedir: Dünyada bulunan 52 toprak türünün 49’u Gürcistan’da bulunmaktadır. Bu noktada dijital tarım-sanayisinin ve dijital laboratuvarın rolü giderek daha da önem kazanmaktadır.
Avrupa’da çiftçiler ve kooperatifler, üretim için yatırım sermayesini ticari bankalar ve borsalar aracılığıyla temin etmektedir. Daha sonra ürettikleri ürünleri emtia borsaları aracılığıyla küresel pazarlara sunmaktadırlar. Gürcistan’da henüz böyle bir düzen oluşturulmuş değildir. Buna karşılık Gürcistan’da çiftçiler için son derece büyük fırsatlar ortaya çıkmaktadır. Gürcü işletmeleri için uzun süredir unutulmuş eski ve yeni İpek Yolu dönemi yeniden doğmaktadır. Gürcistan’dan, ekonomik çıkarları 80’den fazla ülkeyle bağlantılı olan yedi uluslararası transit koridor geçmektedir. Bu koridorlar şunlardır:
1. Orta Ticaret ve Ulaştırma Koridoru – Singapur’dan Litvanya’nın Klaipėda Limanı’na kadar;
2. CASCA Koridoru – Kırgızistan’dan İstanbul Limanı’na kadar;
3. Lapis Lazuli Koridoru – Afganistan’dan İstanbul Limanı’na kadar;
4. Güneybatı Koridoru – Hindistan’dan Poti Limanı üzerinden Avrupa’ya kadar;
5. TRACECA – yük ve yolcu taşımacılığı programı kapsamında 13 ülkeyi bir araya getirmektedir;
6. CAREC – Gürcistan’ın da dâhil olduğu 11 ülkeyi bir araya getiren Orta Asya Bölgesel Ekonomik İşbirliği;
7. Yedinci koridor henüz ilan edilmemiştir ve geleceğin koridorudur. Bu koridorla Orta Asya ülkeleri Bakü-Tiflis-Kars demiryolu üzerinden Türkiye’nin Mersin Limanı’na bağlanacak ve buradan yükler Mısır’a yönlendirilecektir.
Buradaki mesele, Gürcistan’ın bu koridorların bir tür birleşme noktası, bir geçit hâline gelmesidir. Transit yüklerin hizmete ihtiyacı vardır: paketleme, yeniden paketleme, sigortalama, leasing, depolama, muhafaza, işleme, reklam, tasarım ve diğer hizmetler. Tam da burada Gürcü üreticiler için, transit arterleri kullanarak hammadde ve malzemeleri nispeten daha ucuza temin etme, ürün üretme ve aynı kanalları kullanarak ihracat yapma fırsatı ortaya çıkmaktadır. Dikkat çekici olan, Doğu Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya’nın tamamında Gürcistan’ın 46 ülkeyle Serbest Ticaret Anlaşması imzalamış tek ülke olmasıdır. Bu kadar geniş bir bölgede benzer imkâna sahip başka bir ülke bulunmamaktadır.
İşleyen lojistik alanların oluşturulması yatırım gerektirmektedir ve bu, sınırlı kaynaklara sahip çiftçiler için erişilebilir değildir. Böyle bir imkânın oluşturulması için Avrupa deneyimine bakalım. Avrupalı çiftçi, farklı uzmanlık alanlarına sahip birkaç kooperatife üye olmaktadır. Örneğin hayvancılık ve tahıl üretimi yapan Fransız çiftçi, tarım makinelerinin onarımına, yani teknik hizmetlere yönelik bir kooperatife üyedir; aynı zamanda süt taşıma hizmeti veren ikinci bir kooperatifin de üyesidir; ayrıca yüksek teknolojili laboratuvar hizmeti aldığı üçüncü bir kooperatife üyedir; dördüncü kooperatif ise çiftçilerin standartlaştırılmış ürünlerini depoladığı ortak büyük ölçekli soğuk hava depolama hizmetini sağlamaktadır. Daha sonra bu kooperatif, lisanslı, standartlaştırılmış ve yüksek hacimli ürünleri büyük ticari işlemler için bağımsız borsalara veya diğer dijital satış platformlarına sunmaktadır.
Dünya Bankası, Kasım 2023’te Orta Koridor hakkında bir rapor yayımlamış ve raporda aşağıdaki lojistik alanlar önerilmiştir:
1. Ana ekonomik merkezler – Tiflis, Rustavi ve Gori. Burada gelen yükler nihai varış noktasına ulaşmadan önce aktarılacaktır. Burada stokların yönetildiği depolar bulunacak, depolama tesisleri ise tedarik zincirlerinde konsolidasyon ve dekonsolidasyon için tampon ve bağlantı noktaları olarak faaliyet gösterecektir. Uygun altyapı ve destekle bu merkezler, yük köylerinin lojistik kümelerine dönüşebilir;
2. Ağ düğümleri – Haşuri ve Kutaisi. Orta Koridor, yönetilebilir mallar açısından diğer koridorlarla bağlantılıdır. Koridorlar arasındaki düğümler, malların karayolundan demiryoluna aktarılması imkânını sağlayabilir;
3. Özel ekonomik bölge, lojistik merkez ve sanayi parkı – Poti’de ve ayrıca Ahılkale’de ayrı ve güçlü bir lojistik merkez.
Çiftçiler açısından bir başka zorluk da etkin lojistik zincirlerine erişim sağlamak amacıyla kooperatif oluşturmaktır. Bu, ortak kaynaklarla kuru veya soğuk hava depolama sistemlerinin, Poti deniz limanı ve Ahılkale demiryolu limanı çevresinde oluşturulması anlamına gelecektir. Güçlü bir lojistik kooperasyonu, çiftçilerin tedarik ve ürün toplama süreçlerini kolaylaştıracak ve lojistik maliyetlerini azaltacaktır. Lojistik alanında uzmanlaşmış kooperatifleşme, ek gelirler de sağlayacaktır; çünkü terminalleri düşük faaliyet dönemlerinde koridorlar üzerinden taşınan diğer transit yüklerine de hizmet verebilecektir. Özellikle lojistiğin dünya GSYH’sindeki payının yaklaşık %12 olduğu düşünüldüğünde. Bunun yanı sıra, küresel ticaretten üretim araçlarına erişimleri de artacaktır.
Dünya Bankası bu yıl ayrıca Karadeniz Yeşil Kablo Projesi’nin 35 milyon ABD doları ile finanse edileceğini duyurmuştur. Yine bu yıl Gürcistan Demiryolları Genel Müdürü, demiryolu sistemlerinde veri merkezlerinin kurulması hakkında açıklama yapmıştır. Karadeniz fiber optik kablosu ile demiryolu veri merkezlerinin dijital tarım-sanayisiyle bağlantısı ayrıca ele alınması gereken bir konudur.
Zurab Maghradze, DBA