News

Hazar Denizi`ndeki Su Seviyesinin Düşmesi Orta Koridor'un İşleyişini Nasıl Etkiliyor?

2026-08-24

Bilim insanları, Hazar Denizi'ndeki su seviyesinin düşmesinin Avrasya'nın en önemli çevresel ve jeoekonomik sorunlarından biri olmaya devam ettiğini belirtiyor.

Yapılan araştırmalar, deniz seviyesindeki düşüş sürecinin hızlanacağını ve Hazar'a kıyısı bulunan ülkelerin enerji, ulaştırma ve güvenlik sektörlerini etkileyeceğini ortaya koyuyor.

Hazar Denizi'ndeki su seviyesinin düşmesi, Hazar çevresindeki ülkelerin ekonomilerini nasıl etkileyecek ve Hazar Denizi'ndeki su seviyesinin düşüşünü sınırlandırmak için hangi imkânlar bulunuyor?

Hazar'a kıyısı bulunan ülkeler arasında Kazakistan özellikle öne çıkıyor; çünkü ülke, deniz seviyesindeki düşüşün etkilerinin merkezinde yer alıyor. Hazar kıyı şeridinin modellenmesine ilişkin verilere göre, su seviyesindeki düşüşe karşı hassas bölgelerin %70'i Kazakistan'da bulunuyor.

Son otuz yıl içerisinde Hazar Denizi'nin su seviyesi yaklaşık 2 metre, yüzölçümü ise 15.000 km² azaldı. Bu düşüş özellikle Kazakistan'ın kıyı koylarında belirgin şekilde görülüyor.

İklim değişikliği ve Volga Nehri'nden Hazar Denizi'ne ulaşan su miktarındaki yıllık dengenin bozulması, Hazar'ın kurumasının temel nedenlerini oluşturuyor. Bilgi için belirtmek gerekirse, Hazar Denizi'ne ulaşan suyun %86'sını Volga Nehri sağlıyor.

Hazar Denizi'ndeki su seviyesinin istikrarsız bir şekilde düşmeye devam etmesi; Kazakistan, Rusya, Azerbaycan ve Türkmenistan'ın yanı sıra Türkiye ve Avrupa Birliği'nin ekonomik çıkarları üzerinde de olumsuz etkiler yaratacaktır.

Deniz seviyesindeki düşüş, bölge ekonomisini doğrudan etkiliyor. Özellikle ulaştırma, petrol ve doğal gaz ile balıkçılık sektörleri bundan etkileniyor.

Aktau, Bakü ve Türkmenbaşı limanları, düzenli olarak dip tarama ve derinleştirme çalışmaları yapmak zorunda kalıyor. Bu durum lojistik maliyetlerini artırırken, deniz taşımacılığının güvenliğini de zorlaştırıyor. Bunun ilk yansıdığı alan ise gemilerin taşıma kapasitesi oluyor.

Aktau Limanı verilerine göre mevcut koşullarda gemiler limana kısmi yüklemeyle giriş yapıyor. Buna göre tankerler yaklaşık 3,1 bin tona, feeder tipi konteyner gemileri 0,3 bin tona, tahıl taşıyan gemiler ise 1,2 bin tona kadar daha düşük yükle çalışabiliyor.

Kazakistan Ulaştırma Bakanlığı'nın verilerine göre, Kurık Limanı'nda tamamlanan dip tarama çalışmaları sonucunda rıhtımların ve yaklaşım kanalının derinliği 5,5 metreden 7–8 metreye çıkarıldı.

Aktau Limanı'na gelince, mevcut ortalama derinlik 4,5 metre seviyesinde. Oysa normal navigasyon için 6,5–7 metre derinlik gerekiyor. Bunun sonucunda gemilerin yalnızca taşıma kapasitelerinin yaklaşık %75'i oranında yüklenmesi mümkün oluyor.

Aktau'da dip tarama çalışmaları 2025 yılında başladı ve halen devam ediyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından gemilerin taşıma kapasitesinin tam olarak kullanılabilmesi bekleniyor.

Aslında bilim insanları Hazar Denizi'nin küçülmesinin iki temel nedenine dikkat çekiyor: iklim değişikliği ve Volga Nehri'nin debisindeki azalma.

Günümüzde Hazar Denizi'nin geleceği konusunda kesin öngörülerde bulunmak zor. Son yıllardaki bilimsel tahminlerin çoğu alarm verici nitelikte olmakla birlikte, ortaya konan teoriler birbirinden önemli ölçüde farklılık gösteriyor.

Bir görüşe göre su seviyesindeki katastrofik düşüş nedeniyle deniz iki bölüme ayrılabilir. Buna karşılık, farklı tahminler de bulunuyor. Bu tahminlere göre 2030–2050 yılları arasında Hazar Denizi'nin su seviyesi yeniden yükselmeye ve eski sınırlarına dönmeye başlayabilir.

İşte ancak o zaman Hazar Denizi'nin “nefes alması” konusunda gerçek anlamda konuşmak mümkün olacaktır.

Hazar Denizi'ne giren suyun büyük bölümünün Volga Nehri'nden gelmesine rağmen, deniz seviyesindeki hızlı düşüş ve giderek artan iklimsel sorunlar karşısında su kaynaklarının yönetimi, Kazakistan ekonomisi ve ekolojisi açısından kritik bir konu haline geliyor.

2026 yılının başından bu yana Hazar Denizi havzasına 6 milyar m³ su yönlendirilmiş durumda. Son iki buçuk yıllık dönemde ise bu miktar 35 milyar m³'ü aştı.

Hazar Denizi'ne en yüksek miktarda su girişinin gerçekleştiği yıl 2024 oldu. Özellikle olağanüstü sel olayları sonucunda Hazar Denizi'ne 17 milyar m³ daha fazla su ulaştı. Bu miktar, toplam su hacminin neredeyse yarısına denk geliyor.

Bu kapsamda, Aktau ve Kurık limanlarının yakınındaki Atırav bölgesinde, su tasarrufu sağlayan teknolojiler ilave 800 hektarlık alanda uygulanmaya başlandı.

Kazakistan açısından su tasarrufu sağlayan teknolojilerin kaynakları etkin ve rasyonel biçimde kullanması, ülkenin stratejik önceliklerinden biri haline gelmiş durumda. Temel amaç; su kayıplarını azaltmak, tüketimi optimize etmek ve su kıtlığı koşullarında sürdürülebilir bir yönetim sistemi sağlamaktır.

Örneğin Kazakistan'da son yıllarda devlet tarafından uygulanan destek tedbirleri, su tasarruflu sulama teknolojilerinin kullanım hızını beş kat artırdı.

2024 yılına kadar bu tür sistemlerin uygulanma hızı yıllık ortalama 30.000 hektar seviyesindeyken, 2024 ve 2025 yıllarında bu rakam yıllık 150.000 hektara kadar yükseldi.

Bu nedenle, tarım arazilerinde tasarruflu sulama uygulamalarının Hazar Denizi'nin su dengesinin korunmasına yönelik araçlardan biri olarak değerlendirilmesi mümkün.

Kazakistan'da 2025 yılında kabul edilen yeni Su Kanunu'nun hükümleri uygulanmaya devam ediyor. Söz konusu düzenleme, ülkedeki sanayi işletmelerinde su kullanımının kapsamlı biçimde modernize edilmesini öngörüyor.

Hazar Denizi sorununa çözüm bulunması amacıyla Kazakistan Cumhurbaşkanı, Eylül 2025'te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oturumunda uluslararası topluma Hazar Denizi'nin su kaynaklarının korunması için acil önlemler alma çağrısında bulundu.

Kaynak: transcor.ge